Aliyar Hoca

Yiğidi Ne Öldürür?

October 23, 2016 by Aliyar Söylerkaya in Beslenme with 0 Comments
Hormonlar, ruh halimizi doğrudan etkiler.

Hormonlar, ruh halimizi doğrudan etkiler.

“Demiri nem, yiğidi gam öldürür” derler. Buradaki “Yiğit” sözü her ne kadar erkeği çağrıştırsa da, gam, keder denilen şeyin cinsiyet ayrımı yapmadığı malumumuzdur… Sürekli ve uzun vadeli sıkıntı ve keder kadın erkek ayrımı yapmaksızın yavaş yavaş tüketir ve öldürür.

Eskiden, “Aşk acısından ince hastalığa (vereme) yakalanıp” ölenleri Türk filmlerinde bol bol izlemiş ya da duymuşsunuzdur.
Günümüzde de bir olaydan, bir ölümden çok olumsuz etkilenip ya da bir kişi tarafından üzülenler için “Derdinden kanser oldu.” denir.

Bir önceki yüzyıl için yeterli olan ruhsal nedenlerle hastalanıp ölmenin 21. Yüzyıl için çok daha bilimsel bir açıklaması olduğu kesindir.

Çünkü hiç kimse sadece üzüldü ya da depresif oldu diye ölmez. Tabii depresyonun en büyük yardımcıları olan dopamin ve endorfin kardeşler devreye girmezse…

Devamını Oku

Yunan Bizi Rio’da Denize Döktü!

September 17, 2016 by Aliyar Söylerkaya in Spor with 0 Comments

2016 Rio Olimpiyar OyunlarıRio Olimpiyatlarında dokuz milyonluk Yunanistan takım olarak 26. olurken biz 80 milyonluk Türkiye olarak 41. olabildik!

SPORDAKİ BAŞARISIZLIĞIMIZIN İÇ YÜZÜ

Şimdi içinizden yazının başlığını okuyup bana yağdıran üstelik hayat görüşü birbiriyle taban tabana zıt iki gurubun önce birincisiyle başlayayım.Sen, beni başlıktan dolayı vatan hainliği ile suçlayan hamasetçi, sözde ulusalcı kardeş;
Ben askerliğimi 57. Alayda yaptım. Hani şu Çanakkale’de, Kıbrıs’da ilk giden savaş alayı.

“Ülkem için kurşun attım”ın, “kurşun yedim”in ayrıntılarına girmeyeyim, o bana kalsın, vatana sen mi daha yararlıydın ben mi? O da sana kalsın…
O da yetmedi barışta da Milli takımla birlikte İstiklal marşımızı dinlettim yedi düvele…
Ama yine üstüne basarak söylüyorum: Yunan bizi Rio’ da denize döktü.

Gelelim sana entelektüel kardeşim; çok mu barbar buldun bu savaş edebiyatını, denize dökmek laflarını? Spor oyundur, dostluk ve kardeşliktir ha?
Öncelikle bir konuda anlaşalım; bana göre bir ülkenin topraklarına saldırı olup da ülkeyi savunmak (nefsi müdafaa) söz konusu değilse savaşmak, aptalların ve gelişmemişlerin işidir. Ama yarış her zaman vardır, var olacaktır.

Yarışın yaşamla birlikte başlaması bir yana yaşamdan önce de başlar. Her birey ana rahmine milyonlarca rakibiyle yaptığı büyük yarışı kazanması sonucunda düşer. Yani şampiyon doğar, yarışçı olarak yaşarız. Kimimiz iyi, kimimiz kötü, ama yarışçı…

Günümüzde ülkeler, hele gelişmiş ülkeler kolay kolay savaşmıyorlar. Savaşanlar da daha geri, taşeron ülkeleri savaştırıyorlar kendileri adına. Artık savaşlar değişti. Ülkelerin gücünü ekonomik savaşlar, siyasi savaşlar, teknolojik savaşlar belirliyor.
Spor ise bir ülkenin gençlerinin hangi ölçüde güçlü, yetenekli, sağlıklı olduğunu belirleyen en önemli yarış ve reklam aracıdır. Çünkü spor müsabakaları evrenseldir ve tüm dünya izler. Kendi milliyetinden olmasa da, şampiyonları herkes sever. Çocukluğumuzdan beri Rusların, Amerikalıların milli marşlarını dinlemekten kendi marşımızdan daha aşina oldu kulaklarımız. Bir ülkenin daha iyi reklamı yapılabilir mi ?

İşte bu bir savaştır. Ülkelerin kendi ulusal marşlarını diğer ülkelere dinletme savaşı, gençlerinin daha sağlıklı, güçlü, daha yetenekli olduğunu diğer ülkelere kabul ettirme yarışıdır. Böylece gençlerin etkilenmeye açık beyinlerine ulusal marşlarını kazırlar, sonra sporcularına hayran bıraktırırlar. Sonra da sempatizanları yaparlar.
Savaş kazanılmış, bir anlamda düşmanlar kürsüden aşağı “dökülmüş”tür. Sonra öpüşülür, sözde fair play görüntüleri vs. Ama gerçek budur.
Bilirim, çünkü sporcuyum, hayatım diğer sporcuların arasında geçti… Kazanan boksöre sorun, kameraya “kazandım” der, arkada konuşurken ise “dövdüm”…

Devamını Oku

site içi arama
loading...
Facebook ile Takip Et
  1. Sitedeki genel önerilerin dışında mesaj yoluyla kişiye özel program veya tavsiye verilmemektedir.