Aliyar Hoca

Spor

Hızlandırılmış Tren (!)

Hızlandırılmış Tren Faciası, 2004

Yakın tarihimizde hepimizin üzüntüyle hatırladığı bir hızlı tren faciası yaşandı. Pratik zekalı bazı yetkililerin alt yapıyı gözden geçirmeksizin, sadece trenin hızını arttırarak “hızlı tren” hizmeti oluşturmaları sonucu, hayatını kaybeden onlarca kişiyi üzüntüyle anımsıyoruz. Aslında bu yazım sadece o dönemin yöneticilerini hedef alan bir eleştiri değildir. Çünkü öncekilerin de bu konularda onlardan farkı yoktu. Bu gidişle sonrakilerin de olmayacak.

İnsan canını yada sağlığını hiçe saymak soyumuzdan gelen çok eski bir alışkanlık. Bizler ne kadar Cumhuriyet çocukları olsak da, yadsınamaz bir Osmanlı geçmişimiz var. Vatanımız için kelleyi koltuğa alarak “Allah Allah” nidalarıyla karamanca savaşan bir ulusun çocuklarıyız biz. O bildik romana isim olduğu gibi “Çılgın Türkler”iz.

Sadece zamanla “vatan için canımızı hiçe sayma”nın “vatan” kısmı kaybolmuş, “hiçe sayma” kısmı sürmüş. Yine, “Allah Allah” deniliyor, fakat bu kez kendisine 50 kişinin canı emanet edilmiş olan otobüs şoförü, arkasını göremediği bir viraja önündekini sollayarak girerken diyor. Ya da üstü kapatılmayan inşaat çukurlarına “Allah esirgeyeceği” için çocukların düşmeyeceği umuluyor.

Özetle, insan canının zerre kadar değerinin olmadığı bir ülkede yaşıyoruz. Bunun en büyük göstergesi, 99 Depreminde yüzlerce kişinin ölümüne sebep olan müteahitlerin ve zevk için araba yarışı yaparken adam öldürenlerin gereken cezalara çarptırılmamasıdır. Bunlar çabuk öldürenler…
Bir de sağlığı tehdit eden ve yavaş yavaş öldüren istismarcılar var. Ben, cana kastedenlere yeterli cezaların verilmediği ülkede, insan sağlığına kastedenlere hemen hiç ceza verilmemesini yadırgamıyorum. Bu yavaş yavaş öldürenler içerisinden gıda teröristleri ile Uğur Dündar ilgileniyor. Ben de, sizleri kendi sektörümdeki teröristlere karşı korumayı ve uyarmayı kendime borç biliyorum.

Hızlı tren ile giriş yaptık, malum faciadan sonra yetkililerden gelen traji-komik açıklama şu şekildeydi: “O tren hızlı tren değildi ki, hızlandırılmış trendi… ” Şaka gibi değil mi?.. İşte sevgili dostlarım, ben de sizlere kendi sektörümdeki hızlandırılmış trenler’den bahsedeceğim. Bunlar her spor salonunda karşınıza çıkabilecek ama özellikle bu tanımlamalarımdan sonra daha iyi seçebileceğiniz uzmanlar(!)dır.

Bir spor salonuna uzun süre devam ettikleri için kaslarını geliştirmiş, bazen aerobik, pilates derslerine katılarak deneyim kazanmış, genelde fiziki görünümleri düzgün olduğu için spora yeni başlayanların ayırt edemeyeceği, çok sempatik ve ağzı iyi laf yapan kişilerdir. Hatta çoğunun renkli, fiyakalı ve üzerinde yabancı dilde yazılar bulunan (elbette ücreti karşılığında alınmış) seminer sertifikalarını, “diploma” niyetine baş köşede sergilediklerini görürsünüz. Kendi kendilerine hocalıklarını ilan etmiş bu kişiler, bizim mesleğimizin hızlandırılmış trenleridir. Herhangi bir spor salonunda işe başlarlar. İçlerinde parasal durumu müsait olduğu için kendi spor salonlarını açanlar da mevcuttur.

Bu kişilerin azınlıkta olduğunu sanabilirsiniz. Ama sektörün korkunç gerçeği, bunların maalesef çoğunlukta olmasıdır. “Korkunç” tanımlaması abartılı değildir, çünkü insan vücudu dış görünümden yani “kaporta”dan ibaret değildir. Spor yaparken vücudunuzun salgıladığı hormonlar vardır. Yaşınıza uygun spor yapma kalp atım sayınız vardır.

Spor salonlarında görüdüğünüz o aletlerin sadece bir tanesiyle 100 tane farklı amaca yönelik egzersiz programı hazırlanabilir. Yani, herşey -kaldır ve indir- den ibaret değildir. Yanlış nefes uygulamasında sizi belki bir ay sonra olmasa da 2-3 yıl sonra kalp hastası yapacak egzersizler vardır. Yanlış tutuş açılarında biraz yaşladığınız zaman eklem sakatlıklarına ve artrite sebep olacak hareketler vardır.

Siz bugün için zarar görmediğinizi düşünebilirsiniz…

Ve sevgili dostlar, bu devletin açtığı ve her yıl yüzlerce mezun veren Spor Akademileri, Gençlik Spor İl Müdürlüğünün yetiştirdiği antrenörler vardır. Diplomalarını, bilimsel bir eğitimden geçtikten sonra almaya hak kazanırlar.
Ben burada özellikle, yurtdışından seminer vermeye gelmiş, çoğu ne idüğü belirsiz, kendi ülkelerinde de diplomaları olmayan kişilerin para karşılığı dağıttıkları sertifikalardan söz etmiyorum.

Üzerinde Devletin mührünün ve imzasının bulunduğu gerçek diplomalardan söz ediyorum. Bunu size gösteremeyen bir hızlı-hoca’dan tavsiye bile almayın. Şayet alacaksanız, tıp fakültesini bitirmemiş ama tıbba yeteneği olan birisine de ameliyat olabilirsiniz. Özetle, spora başlayacağınız spor salonlarında, mutlaka resmi diplomalı antrenör arayın. “Bizim hocalarımız spor akademisi öğrencisi” güvencesi yeterli değildir. Spor akademisi öğrencileri spor salonlarında stajyer-antrenör olarak görev yapabilirler, ama başlarında mutlaka resmi diplomalı bir antrenör olması gerekmektedir.

Millet olarak, önce eğitime ve uzmanlığa; sonra insan haklarına, canına ve sağlığına değer verdiğimiz ölçüde uygar bir toplum olabiliriz.

Tagged , , , , , , , , , ,

Yorumunuzu yazın

site içi arama
loading...
Facebook ile Takip Et
  1. Sitedeki genel önerilerin dışında mesaj yoluyla kişiye özel program veya tavsiye verilmemektedir.