Aliyar Hoca

Beslenme

Nasıl Formda Kalırsınız? (Verilen Kiloyu Korumak)

Haziran 6, 2013 by Aliyar Söylerkaya in Beslenme with 0 Comments
Kiloyu verdikten sonra formunuzu korumak, sporla birlikte hiç de zor değil

Kiloyu verdikten sonra formunuzu korumak, sporla birlikte hiç de zor değil

Zorlu ve dirayetli bir diyet ile birlikte spora devam ederek sonunda istediğiniz form durumunu yakaladınız. Aynada eserinizi gururla süzüyorsunuz, çevrenizdekilerin gıpta eder bakışları sizi daha da mutlu ediyor.

İşte şu andan itibaren sporda ve yaşamın her alanında uzun bir sürece adım atmış bulunuyorsunuz. Kazandığınızı ve sahip olduğunuzu korumalısınız.

Aslında fazla endişelenmenize gerek yok. Çünkü işin zor kısmını atlattınız.

Çünkü şu anki form durumuna erişmek için gösterdiğiniz iradenin sadece beşte birini gösterebilirseniz kilonuzu kolaylıkla koruyabilirsiniz. Yeter ki biraz dikkatli olun, isteyin ve artık eskisi gibi çok katı, çok mahrum edici olmasa bile yeni oyunun kurallarına uyun.

Aşağıdaki noktalara özen gösterirseniz, istediğiniz gibi yiyip içip sosyal yaşamınıza ve yemekli davetlerinize dönebilirsiniz.

İşte yeni beslenme düzeninizdeki ana başlıklar:

1. Günlük yaşantınızdaki beslenme,
2. Dışarıda bir restorandaki beslenme,
3. Eş dost, arkadaş davetlerindeki beslenme.

TARTI EN BÜYÜK DOSTUNUZDUR

Her sabah aç karnına aksatmadan mutlaka tartılın ve beslenme stratejinizi buna göre güncelleyin. Yarım kilo bile fazla çıktıysa o gün yediğinize dikkat edin. Çünkü yılanın başı küçükken ezilir.

Ertesi sabah tartıldığınızda yarım kilo fazlanız hala duruyorsa, moralinizi bozmayın. Bazen metabolizmanın cevap vermesi bir iki gün gecikebilir. Hiçbir fedakarlık boşa gitmez.

Tartının ibresi formda olduğunuz ideal kilonuzdan iki kilo ve daha fazlasını göstermeye başladığı an tehlike çanları çalmaya başlamış demektir. Önlemi hemen almazsanız sizi yine çok sıkı ve mahrumiyetlerle dolu günler beklemektedir.

HAREKETTEN VAZGEÇMEYİN

Forma girinceye kadar yoğun spor yaptıysanız, artık bu kadarına vaktiniz olmadığını düşünüyor olabilirsiniz. En kötüsüyle iş çıkışı eve dönerken bir durak önce inip yürümeye, asansör yerine merdivenleri kullanmaya ve sizi hareket ettirebilecek her türlü ufak fırsatı değerlendirmeniz gerekir.

Teknolojinin insanları giderek hareketsizleştirdiği çağımızda, aslında en ideal olan düzenli spor yapmaktır. Dönem dönem hafif tempoda bile yapsanız, spordan hiçbir zaman tamamen kopmayın.

ÖDÜLÜNÜZÜ TEK SEFERDE ALIN

Herkesin çok sevdiği ama kilo aldırdığını bildiği için uzak durmaya gayret ettiği şeyler vardır. Kadınlar için bu tanıma en fazla uyan yiyecek, çikolatadır. Birçok kadın üyemden, diyet konusundaki sohbetlerimizde “Hocam çikolatama dokunma” sözünü şu ana kadar belki yüzlerce kere işitmişimdir.

Sevdiğiniz kilo aldıracak şeyleri her gün azar azar yemek yerine, haftada bir gün ödül olarak fazla ve tek öğünde yiyin. Daha çok tatlılar için geçerli olabilecek bir kuraldır bu.

Mesela her Pazar tek öğünde 3 – 4 porsiyon profiterol yemek gibi. Bu şekilde kilo alma tehlikesi azalır. Çünkü insan metabolizması tek seferde fazla olarak alınan karbonhidratın sadece belirli bir miktarını depolayabilir. Ayrıca işin psikolojik tarafı, o gün gözünüz fazlasıyla doyduğu için sonrasında daha dikkatli olmanız kolaylaşır.

DENGELİ BESLENİN

Bazı bünyeler diyetten çıktıktan sonra ilk günlerde ne yeseler kilo almazlar. Bu sizi havaya sokmasın, verdiğiniz kiloları birkaç hafta içerisinde -hem de fazlasıyla- geri alabilme riski vardır.

Diyet döneminin size kazandırdığı bazı güzel alışkanlıklardan vazgeçmeyin. Çünkü bunları kazanmak için ciddi bir bedel ödediniz. Nedir bunlar? İrade, disiplin ve sistem.

Gözümüzün aç olması, porsiyon büyüklüklerini arttırır. Çoğu kez karnımız doyduktan sonra da yemeye devam ederiz ki, bu bizim toplumumuzun geleneksel bir zaafıdır. Neredeyse boğazımıza kadar doyduğumuz halde üzerine bir de tatlı yemek zorundaymışız gibi hissederiz.

Davet sahibinin “hatırına” ve ısrarlarına nazikçe karşı koymak gerekir. Tabağınızı doldurulurken daima bir kaşık fazladan konulacağını hesaplayarak daha ilk kaşıkta “tamam çok oldu” demeniz isabet olur. Bunu yapmakla sadece fazla kaloriden kurtulmuş olmazsınız, aynı zamanda midenizi de büyütmemiş, dolayısıyla sonraki saatlerde daha çok yeme isteğinden de kurtulmuş olursunuz.

Bu hususta Fransızları örnek almak gerekir. Fransız mutfağı son derece zengindir hatta çoğu yemeklerinin kalori miktarı bizimkilerden aşağı kalmaz. Buna karşın, porsiyonlar o kadar küçüktür ki, önünüze konan her şeyi silip süpürseniz bile kilo almazsınız. Bu nedenle Fransız kadınları zarif, erkekleri ise spor yapmayanları dahi genellikle fit görünümdedirler.

YEMEĞİN TADINI ÇIKARIN

Tüm canlılar için hayatta kalmanın şartı olan beslenme, biz insanlar için aynı zamanda bir zevktir de. Bunu kabul etmek gerekir.

Ağzınıza attığınız lokmaları sabırla çiğneyin ve yemeğin lezzetini uzun uzun duyumsayın. Sindirim ağızda başlar. Böylece hem daha iyi bir sindirim başlatmış hem yemeğin keyfini  çıkarmış hem de sofrada daha uzun süre kalarak beyninizin mideye daha fazla “doydun” sinyali göndermesini sağlamış olursunuz.

Yeşil çay içmeye, çorba ve salatalarınıza elma sirkesi koymaya devam edin.

KURALLARI ESNETİN AMA BIRAKMAYIN

Arada bir katıldığınız eş dost, akraba yemeklerinde çok katı olmayın. Her şeyi yiyebilirsiniz. Ama burada can alıcı kelime “arada bir”dir. Kendinizi kandırarak böyle bir yemeğin hemen öncesindeki ve sonrasındaki günlerde suistimal edeceğiniz başka bir kaçamak yapmayın.

Dışarıda bir restoranda yemek yerken beslenme prensiplerinizden ödün vermeyin. Çünkü bu bir eş dost toplantısı değil, parasını ödediğiniz ve kuralını sizin koyabileceğiniz bir yemektir. Beyaz ekmeği geri göndererek esmer ekmek isteyin. “Yok” cevabını kabul etmeyin, en yakın fırından aldırabilirler. Masadaki peçeteler elinizin altında olsun. Et ya da tavuğun üzerindeki fazla yağları peçeteyle alın. Dışarıda yediğiniz kebabın etini gerekirse 2 porsiyon söyleyin ama yanındaki pide ve lavaş gibi şeyleri tabakta bırakın. Etin yanına sadece yeşillik veya az miktarda patates de harika gider.

Hangi ortamda yemek yerseniz yiyin, unutmamanız gereken en önemli gerçek, şekerli ve unlu gıdaların kandaki insülini yükselteceği ve biraz sonra sizde  -şiddetle- aynılarını tekrar tekrar yeme ya da içme isteği uyandıracağıdır. Bu da, uzak durmanız gereken bir kilo alma tuzağıdır.

Özetle, diyetiniz boyunca göstermiş olduğunuz özverinin boşa gitmemesi için; hayatınızda bundan sonra sürekli yer alması gereken tartının, size söyledikleri doğrultusunda bazen kısarak bazen zevkle yiyerek, formunuzu hayat boyu koruyabileceksiniz.

Tagged , , , , , , , , , , , ,

Yorumunuzu yazın

site içi arama
loading...
Facebook ile Takip Et
  1. Sitedeki genel önerilerin dışında mesaj yoluyla kişiye özel program veya tavsiye verilmemektedir.